Nur Ayetinin Risale-i Nur İle Alakası

Nur Ayetinin Risale-i Nur İle Alakası 

“Risale-i Nur” ve Risale-i Nurun membaı olan “Hizb-i Nuri” ve “Cevşenü’l-Kebîr” okunduğu zaman kâinat dile gelmekte ve açıklanan her bir ism-i ilâhi bu kâinattaki bir âlemi nurlandırdığı görülmektedir. Zulümat karanlıklarını izale etmekte, gafleti ve bu gaflete sebebiyet veren tabiatları ve tağutları parça parça etmektedir. Ehl-i dalaletin boğulduğu tabiat perdesinin arkasında “Tevhit Nurları” görünmekte ve orayı nurlandırmakta olduğu hem göze, hem akla, hem diğer duygulara görünmektedir.
Risale-i Nur kâinatı baştanbaşa âyineler hükmünde tecelliyat-ı esmaya mazhariyetlerini öyle göstermektedir ki gafletin imkânı olmamaktadır. Böylece Risale-i Nurlar kâinat kadar geniş bir mertebe-i huzuru anlayarak okuyanına kazandırmakta ve kâinat genişliğinde bir ubudiyet dairesi açmaktadır. (Kastamonu Lâhikası, 2006, s.332)
Sonuç olarak bu kutsî ayet açık bir ifade ile Nur-u İlâhi ve Nur-u Kur’ânî ve Nur-u Muhammedi’yi (as) ders verdiği gibi, manay-ı işârisi ile de her asra baktığı gibi on üçüncü asrın sonuna ve on dördüncü asrın başına dahi bakar ve dikkatle baktırır. Elbette bu asırda ortaya çıkan maddi elektrik nuruna ve manevi iman nuru olan Risale-i Nura bakar ve baktırır. (Şualar, 2005, s. 1058-1065) Risale-i Nurun müellifi dahi, medrese usulüyle on beş senede tahsil edilecek ilimleri üç ayda tahsil ederek doğrudan Kur’andan almış ve asrın idrakine ve insanların istifadelerine sunmuştur. Bu manaya da “ateş dokunmadan ışık verir” cümlesi ebced ve cifir ilmine göre 1279 ve 1284 tarihlerine işaret eder.“O Nur ateş dokunmadan ışık verir.” On üçüncü ve on dördüncü asırda semavi lambalar ateşsiz yanarlar ve ateş dokunmadan yanarlar. Bu elektriktir. Bu ayet elektriğe ve ampule işaret ettiği gibi cifirce 1280 (1870) tarihini göstererek bu tarihten sonra elektriğin bulunacağına işaret etmiştir. Aynı şekilde manevi bir elektrik ve nur olan Risale-i Nur dahi gayet yüksek ve derin bir ilim (İman İlmi) olduğu halde külfet-i tahsile ve ders çalışmaya ve başka üstatlardan öğrenilmeye muhtaç değildir. Herkes ilgi ve istidat derecesine göre o yüksek ilmi, meşakkat ateşine gerek kalmadan her yerde bulup kendi kendine istifade eder, muhakkik bir âlim olabilir.Nasıl ki elektriğin kıymetli metaı ne şarktan ne de garptan celbedilmiş bir mal değildir. Belki yukarıdan cevv-i havada rahmet hazinesinden, semavat tarafından iniyor. Her yerin malıdır ve her yerde bulunur, başka yerde aramağa lüzum yoktur. Öyle de manevi bir Nur olan Kur’an dahi taraf-ı ilâhiden “Vahy-i Semavi” ile kalb-i nebiye inzal edilmiştir. Aynen bunun gibi manevi bir elektrik olan Risale-i Nur dahi ne şarkın malûmatından ve ulûmundan ne de garbın felsefe ve fünûnundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki semâvî olan Kur’ânın şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir.“Zücâce de sanki ışık saçan bir inciye benzer.” Uzaktan baktığın zaman parlar ve parlaklığı ile aydınlatan beyaz bir inci gibidir. “Aydınlığını bir mübarek zeytin ağacından alır.” O ağaç ise kökleri semada olan “Tuba Ağacı” gibidir ki ona yapışan kopmaz sağlam semavi bir ip gibidir. Bu ağacın bir ucu Cennete, bir ucu ise Arşa bağlıdır. O İslamiyet ağacıdır ki kaynağı vahy-i semavîdir. O şecerenin dalları ise Hz. Âdemden (as) günümüze kadar gelen peygamberlerin getirdiği esaslardır. Hepsi bir köke ve ağaca bağlıdır. Bu nedenle peygamberlerin dinleri birdir ve bu din Allah’ın razı olduğu Tevhit ve İslam dinidir.“O nurun misali ve temsili misbah içindeki mişkât gibidir.” Yani, Nur-u İlâhi, Nur-u Kur’ânî ve Nur-u Muhammedî’nin (as) misali aydınlatan kandil gibidir. Kandil nasıl maddi âlemi ışığı ile aydınlatarak karanlığı izale ediyor ise iman nuru da küfür ve cehâlet karanlığını öyle izale ederek hak ve hakikati açıkça gösterir.Nur Ayeti doğrudan Risale-i Nura işaret ederek on vecihle “Risale-i Nuru” göstermektedir. Ayrıca “Risale-i Nur” Kur’ânın iman nuru ile insanları tenvir ettiği gibi, o zamanda maddi olarak da insanların evlerini ve sokaklarını aydınlatan elektriğe açıkça işaret edip, nasıl aydınlattığını anlatmaktadır. 

Gösterim Sayısı: 1750
Haliliye Vakfı

Biz öyle bir hakikata hayatımızı vakfetmişiz ki, güneşten daha parlak ve Cennet gibi güzel ve saadet-i ebediye gibi şirindir.

Web site: www.haliliyevakfi.org.tr E-Posta Bu e-posta adresi spam robotlarından korunuyor. Görebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Yorum Ekle

Tüm alanların doldurulması zorunludur. Yorumunuz, yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.